TECHNO-FI İNCELEMESİ (1-2-3) (REVIEW IN TURKISH)

http://www.techno-fi.net/forum/konu/silverfi-kablolar%C4%B1-%C4%B0ncelemesi.4455/

Silverfi Kabloları İncelemesi - 1. Bölüm
Merhaba,

Uzunca bir süredir denemekte olduğum silverfi kabloları hakkındaki görüşlerimin bir kısmını paylaşmanın zamanı geldi diye düşünüyorum. Sezai Bey’e bu süreçte teşekkür ediyorum. Sorularıma dostane cevapları bu süreçte bana son derece yardımcı oldular.
İncelediğim kablo sayısı başlangıçta düşündüğümüz sınırları epey aştı:

Phrygian Basic
Magician Basic Plus
Magician Sx
Magician Sxp
Moonshadow sx (eichmann uçlarla)
Rumi sx (eichmann uçlarla)
Rumi/Moonshadow sx/plus hybrid (neutrik balanced uçlarla)
Digital/Coaxial Basic SE (Special Edition) (AEC uçlar) dijital kablo

modelleri bir süre misafirim oldu. Bir yandan deneyimlerimi oluşturmaya çalışırken diğer taraftan kabloların kırılma süreçlerini tamamlaya çalışmak biraz yorucu oldu. Özellikle bu nedenle kabloların bir kısmının Sezai Bey’in altını çizdiği oranda burn-in sürecinden geçemediğini belirtmek istiyorum. Kablolar gümüş malzemesini temel alarak üretiliyor. Dolayısıyla uzun bir kırılma süreçleri var. Odyofil düzeyde farklar 300 saat ve üzeri burn-in süreçlerinde dahi duyuluyor.

Detaylı bir incelemeye girişmeden önce kabloların genel felsefesinden ve benim açımdan neleri değiştirdiğinden özet şeklinde bahsetmek istiyorum. Benzer malzemeden yapılan ve aynı üreticinin “hislerinden” esinlenen kablolar olduğu için tüm modeller bu ortak özellikleri barındırıyor. Şeffaf, detayları örtmeyen ve bunu agresif olmadan yapan kablolar olduğunu söylemeliyim. Kullanmış olduğum giriş seviyesi bakır ve gümüş kablolara göre daha dinlenebilir, odaklanması kolay bir ses duydum.

Altını önemle çizmek istediğim bir şey var, gümüş-agresif tamlamasının artık kısmen yanlış olduğunu düşünüyorum artık. Silverfi kabloları tonal denge açısından tize kayık bir ses sunmuyor. Buna karşın tizler perdesiz hatta yer yer midlere göre biraz önde bile duyulabiliyor. Ancak yinede yorucu bir ses yok. Bunu ilginç bulduğum için vurgulamak istiyorum, agresif ses ve açık ses aynı anlama gelmiyor. Agresiflik-yoruculuk (kişiden kişiye değişmekle birlikte) bana göre bir kusurun sonucu. Burada kablonun görevi bu anlamda bir olumsuzluk hissettirmeden dinleyen ve sistem arasından çekilmesi.

Timpani’den Adnan Beyle yaptığımız bir konuşma sırasında da benzer bir yorum duydum. Kendilerine tizleri “sıcak” bir kablo aradığımı söylemiştim. Adnan Beyse kibarca bu kavramı reddetiklerini dile getirdiler ve “böyle bir değişikliğe neden olan kablo kusurlu bir kablodur” şeklinde bir yorumda bulundular.

Silverfi kabloları da bunu yapıyor. Modeller arasında “odyofil” düzeyde farklar var. Ancak hepsi aynı karakteri ve şeffaflığı yansıtıyor. Tabi karşılığında kötü ses daha kötü duyuluyor. Sistem kusurları, kayıttaki noksanlıklar gözler önüne dökülüyor. Ancak tekrar edeyim, hiçbir modeli agresif bulmadım. Tersine şeffaf olmalarına rağmen odaklanması ve dinlemesi kolay kablolardı.

Önemli bir uyarıda bulunmak istiyorum; yaptığım yorumlar sistemim ve kişisel zevklerimle tutarlıdır, genelleme yapmak mümkün değildir. Bu kapsamda değerlendirmelerimi doğru değil, fikir veren kavramlar olarak düşünmenizi önemle rica edeceğim. İkincisi, yapacağım yorumlardan kablolar arasındaki farklılıkların gece ve gündüz gibi açık olduğu izlenimleri doğal olarak çıkabilir. Ancak yine de odyofil düzeyde farklar olduklarını ve küçük ayrıntılarla birbirinden ayrıldığını önemle hatırlatırım.

Phrygian Basic
Dinlediğim kablolar arasında fiyatı en uygun olanı. Hemen başta belirteyim diğer kablolarla aynı karakterde. Kullanmış olduğum bakır kablo ile farkları son derece belirgindi. Sıcak bulduğum kablo belirli bir periyot sonrasında “yayvan, yapay ve çamurlu” duygularını uyandırmaya başladı. Phrygian’ın odyofil düzeyde farklarından bahsedecek olursam, magician serisine göre basları biraz daha önde (vurgulu) buldum diyebilirim. Midler alt midlerden orta midlere doğru çok az daha gövdeli duyuluyordu. Buna karşılık Magician’ın üst mid- tiz sunumunu biraz daha başarılı buldum. Sezai Beyle de konuşmalarımızda Magican’ı özellikle tiz seslerde daha hızlı bulduğumu belirtmiştim.

Magician Basic Plus Magician Basic Plus
Fiyatına göre en beğendiğim modeldi diyebilirim. Daha ferah bir sunumu var. Midleri daha “airy” bir karakterde duyduğumu söylemeliyim. Bence silverfi sesini ideal şekilde yansıtan modellerden birisi. Ferah, yüksek çözünürlüklü, detayları örtmeyen bir kablo bu. Sahneleme konusunda midlerin biraz geriden gelen sunumu nedeniyle phrygian’dan daha iyi olduğunu düşünüyorum.

Ben geniş enstrümental müzikler için magician basic plus’u seçerdim. Buna karşın Phyrgian Vokal sunumlara kattıklarıyla özellikle “yakın” müziklerde bir adım önde. Çoğu kişinin zevkinin de bu yönde olacağını tahmin ediyorum. Olay biraz düşük frekans tepkilerinin sese genel etkisi anlamında düşünülebilir. Vokal sesler bir miktar daha hacimli. Küçük bir farkla daha sıcak bile diyebilirim.
Tizlerin Magician’da daha iyi olduğunu hissettiğimi belirttim ancak odaklanma konusunda her iki modelde başarılı. Farklar küçük nüanslar zaten. Keman sesi özellikle yorucu olmayan bir şekilde açık ve perdesiz duyuluyor. Sibilance’a yatkınlık yok. Ama kendi kablom ile kimi vokallerde duyduğum sibilance sesler bu iki modelde de var.

Özetle her iki kablo da benim beğenimi kazandı. Kullandığım mevcut kablolar arasında dikkate değer yönde bir gelişim hissettim. Herşeyden önce daha “gerçekçi” sunum beni şaşırttı. Bunu bir kablodan beklemek her zaman mantıklı olmayabilir. Ancak sistemin performansını daha iyi bir şekilde sunmasını sorgulamaya yer vermeyecek ölçüde olumlu etkilediği de gerçek.
İnceleme birkaç ayaktan oluşacak. Bu kısımda yalnızca ilk iki model hakkında düşündüklerimi ve kablolar hakkındaki genel düşüncelerimi iletiyorum. Sonrasında diğer modelleri karşılaştırmaya devam ettikçe anlatmayı sürdüreceğim.
Sezai Beyle yazışmalar sırasında kendilerine açıkladığım bazı düşüncelerimi faydalı olacağını ümid ederek aşağıya ekliyorum:

Klasik müzik sunumları test kapsamında bazı açıdan eksiklikler bazı açıdan avantajlar içeriyor. En büyük eksisi elbette vokal seslere yeterince dokunamaması diye düşünüyorum. Çoğu müzik türüne göre alışılmışın dışında sahnesi ve kayıt ortamı buna engel oluyor. Aynı zamanda duyulan seslerde bir "tını" kaybı ister istemez oluyor. Seslerin bir bütün (gruplar halinde duyulması) kendi karakterlerinden sıyrılıp yeni bir ses oluşturmasına sebep oluyor. Bunu da enstrümanların "karakter kaybı" olarak özetleyebiliriz.

Zaten benim "kusursuzluk" arayışımdaki en önemli nokta bu eksiklikleri gerçeğe en yakın hissettirebilmek gayesi.
Az enstrümanlı müziklerrde pek raslanmayan "enstrümanlar arası karışma" klasik müzik dinlemelerimde benim en büyük belalım.
Sonra sunum sırasında yatay ve düşey konumlama, enstrümanların bu konum üzerinde dağılımı, aralarındaki boşluk -hava- hissi
çok önemli. Enstrümantal eserlerde benim sistemimi en çok zorlayan şey, yükselen kemanların agresif sesi. Bu durum hatalı kayıt edilen eserlerde, yapay sahne ve yerleşimlerde ve akustik problemlerle daha ziyade "rezonans" ya da "distorsiyon" seviyesine ulaşabiliyor.
Hd800'ün 6khz civarında yaptığı pik bunu belirgin (bazen yorucu) bir hale getiriyor.

Bunu engellemenin iki yolu var. Silverfi kablolarını denemeden önce, bu frekans aralığının baskılanmasının sesi "dinlenebilir" hale getireceğine inananlardandım. Çözümü bakır bileşikli kablolardan geçiyor. Karşılığında yapay, yayvan, uzantıları karışan bir ses alıyorsunuz. Dahası üst mid-tiz dengesindeki odaklanma kaybı tersi bir yoruculuk (ya da rahatsızlık) durumuna neden oluyor.

Bu soruna ikinci bir çözümün -ilginç bir şekilde- bakır kablonun yapmış olduğunun tersini yaparak yani sesi baskılamak yerine berraklaştırmak olduğunu gördüm. Bunu şahsen ilgi çekici buluyorum. Basic serisi kablolar dahil tüm modellerin basamak basamak seslere odaklanma kapasitemi arttırdığını düşünüyorum.

Önemli olan sesi kırpmak değil, ses dışında hertürlü distorsiyon ve rezonans durumuna neden olan şeyin sesten uzaklaşırmak olduğunu düşünüyorum. Aslında "güneş gözlüğü ile bakmak" tan kastım buydu. Belki de farkında olmadan distorsiyona neden olan şeyleri sesten uzaklaştırmadan ne detaylı ne de tınıları belirgin bir ses elde etmek zor olmalı sanırım. Yoksa şeffaflık kusurlar yaratan başka bir problem olurdu.

Kısaca mid-tiz dengesinden beklentim bu yönde. Kolay dinlenebilir ve şeffaf olmalı.


Bu arada ilk iki modeli deneyimlemek isteyen arkadaşlar Sezai Bey ile iletişime geçebilirler. Ben ilk partiyi kendilerine geri yolladım. Diğer sistemlerde nasıl bir sunumları olacak merak ediyorum. Özellikle Benchmark Dac1 ile uyumlarının şahsen kritik olabileceğini düşünüyorum. Deneyimler diğer sistemlerde bu nedenle çok önemli.

Silverfi Kabloları İncelemesi - 2.BölümEvet sevgili dostlar dinlemelerim uzun bir süredir devam ediyor. Bu incelemede elimde yer alan Moonshadow, Rumi ve Moonshadow/Rumi karması balanced kablodan bahsetmeye çalışacağım.. Magician sx, magician sxp, digital1 kablo ile ilgili görüşlerimi daha sonraya bırakıyorum. Çünkü kırılma süreci yeterince tamamlanmadı. Dolayısıyla kesin bir kanıya varmak için zamana ihtiyacım var.

Moonshadow Sx RCA kablo (Eichmann uçlarla):
Bu kabloya özel bir yer ayırmak istiyorum. İlk dinlediğim andan itibaren tüm kablolar içerisinde benim en çok beğendiğim model oldu. Ses karakteri elbette diğer Silverfi kabloları çizgisinde. Ama sunumda odyofil düzeyde ilginç farklılıklar var. Kabloyu ilk denediğimde biraz şaşırdım. Hatta sıcak bir sunumu olduğu kanısına bile kapıldım. Ancak dinledikçe böyle olmadığını farkettim. Genel tepki yapısından bahsedecek olursam, kontrollü ve sıkı alt frekans tepkisi, geriden gelen midler ve son derece açık tizler duyduğumu söyleyebilirim.

Özellikle elimdeki sistemi de düşününce bunu özel yapanın tam olarak ne olduğunu merak edebilirsiniz. Hatta bir tutarsızlık bile hissedebilirsiniz. Her zaman agresif sesi engellemeye çalışan bir dinleyici olmaya çalıştım nitekim. Moonshadow’un genel sunumu teorik olarak bu arayışa zıt olarak kabul edilebilir. Ama öyle değil…
Tizlerdeki açık yapının Eichmann uçlardan kaynaklandığını düşünüyorum öncelikle. Sezai Beyle de konuşurken bu durumun teyidini aldım. Çünkü bu uçlarla yapılan kabloların karakteristik tiz sunumunda farklılıklar var. Tizler son derece açık ve yüksek çözünürlüklü. Ancak distorsiyon ve rahatsız eden uzantılardan son derece iyi arındırılmış bir ses bu.
Bu nedenle Moonshadow’u ilk dinlediğimde duyduğum “hormonsuz” ama berrak ses beni bir miktar şaşırttı. Geriden gelen mid'ler hiçbir ayrıntıyı kaçırmıyor. Dahası enstrümanlar arası boşluk ve doğal sunum sanki müziği biraz yavaşlatıp müziği sindirmek için size zaman tanıyor. Tizler ve üst-mid arası geçiş son derece orantılı. Bunu neden söylüyorum derseniz, bir keman solo dinlerken sesin üst tonlara doğru çıktığını (tizleştiğini) düşünün. Bu ani iniş çıkışları en doğal haliyle yansıtan ekipman benim için en iyi ekipmandır.
Düşük frekans tepkileri biraz daha geriden gelen mid sesler çizgisinde. Bir öne çıkış yok. Doğal sunuma katkısı var bu durumun. Alt frekans ve mid arası geçişte bir tonun diğerine baskın çıkması söz konusu değil. Ama yapısı gereği biraz “renkli” müziklerde acaba biraz daha vurgulu baslar ve yoğun mid'ler olur mu diye sormadan edemiyorsunuz. Yine tiz karakteri ve kaynağın durumu arasında hassas bir dengenin de olduğunu düşünüyorum. Kontrolsüz bir kaynak ile “büyü” bozulabilir. Yine dış etkilere karşı herhangi bir dış katmanı olmadığı için son derece hassas olmak lazım.
Rumi Sx RCA kablo (Eichmann uçlarla):
Kendisini Moonshadow’dan sonra dinledim. Sunum konusunda farklılıkları olmakla birlikte tiz performansı iki modelde de “benzerlikler” var. Genel olarak bakıldığında aynı çözünürlüğe sahip, midleri daha hacimli, düşük frekans tepkileri ise biraz daha vurgulu. Birçok kullanıcının hayır diyemeyeceği kadar “canlı” çalıyor.
Karakterini neye göre referans alsam bilemedim. Ama Phrygian ve Magician modellerinden esintiler var. Ama özellikle mid-tiz çözünürlüğü daha iyi. Özellikle Eichmann uçlarla şeffaf ve daha az distorsiyonlu sunumu bu karakteri bir adım öne getiriyor.
Şu çözünürlük olayını biraz açmak istiyorum. Nasıl anlaşılır bunu ifade etmek zor. Şöyle özetlenebilir, sunum ne kadar perdesiz olmaya başlarsa enstrümanlar, vokaller o kadar “canlanıyor”. Tınılar, bu titreşimciklerin uzantıları herhangi bir noktada kesilmeden kulağa kadar geliyor. Çözünürlük artışından benim kastım bu; Silverfi kablolarında üst modellere doğru tırmandıkça özellikle üst mid-tiz tepkileri biraz daha şeffaflaşıyor.
Rumi ile yaptığım vokal ağırlıklı dinlemelerde canlı ve “dolu dolu” sunumu baş döndürücü geldi diyebilirdim. Moonshadow gibi derinlik hissi yok, yani ayrıntıları hissetmeniz için dize zaman tanımıyor.Küçük titreşimcikler havada uçuştukça biraz şaşırıyorsunuz
Cihan Abinin bizlere hediyesi olan Cassandra Wilson “Another Country” adlı albümü dinlemek nasıl keyif verdi anlatamam. Harika bir deneyimdi. Kendisinde böylesine güzel bir sesi bizlere tanıttığı için sonsuz teşekkürler
.
Rumi/Moonshadow Sx Plus Hybrid (Neutrik XLR uçlarla):

Bu kablo Sezai Beyin prototip olarak ürettiği bir model; henüz çok yeni. Yaklaşık 100 saat kadar kırıldı ama biraz daha zamanı ihtiyacı olacak muhtemelen. Genel dinamikleri özellikle Moonshadow’a benziyor. Midler biraz daha hacimli ancak balanced yapısıyla gelen derinlik farkları azaltıyor. Muhtemelen Rca uçlarla (hele eichmann’larla) karakterini son derece iyi yansıtacaktır.

Yapmış olduğum denemelerde farkettiğim bir detayı paylaşmak istiyorum:
Özellikle kimi vokal ağırlıklı kayıtlarda duyduğum “sibilance” sesler balanced kablo ile daha sakin bir hal aldı. Bunun birden çok nedeni olabilir, kablo karakteri, balanced kablonun dış etkilerden daha az etkilenmesi, dac’ın ya da amfinin balanced sunumu sesteki farklılıkları etkileyen parametreler.

Silverfi kablolarında herhangi bir kalkan yok. Dış etkiler bu anlamda daha bir önem kazanıyor. Sezai Beyin belirttiği gibi özellikle o canlı karakter ve doğal sunum biraz da ekstra bir kalkan olmaması ile ilgili. Buna karşın zararlı etkilere karşı özen göstermek gerekiyor. Balanced modeller bu tip olumsuzluklardan daha az etkilendiği için bu bağlamda bir avantajı olabilir. Ayrıca Moonshadow’un daha kısa bir versiyonunu denemek istediğimi kendilerine belirttim (30 cm ya da daha kısa). Farkları heyecanla merak ediyorum.

Genel olarak balanced haliyle çok başarılı bir kablo. Daha kontrollü bir sunumu var burası kesin. Ancak incelediğim diğer rca modellere göre sesin “ruhundan” birşeyleri çaldığına inanıyorum balanced kablonun. Yani “canlı” karakter biraz daha “mat” duyuluyor.
Sezai Bey Neutrik uçların “en iyi çözüm” olmadığını belirtti. Bir de daha iyi uçlarla neler değişecek bu soruya yanıt aramak gerekiyor.

Özetle;
Üç kabloda alt basamakta yer alan modellere göre son derece dikkat çekici farklar içeriyor. Elbette fiyat/performans oranı giriş modellerinin gerisinde. Hangi kabloyu daha çok beğendiğimi soracak olursanız ben moonshadow derdim. Midleri magician kadar zengin değil, basları phrygian ya da rumi gibi vurgulu da değil. Ama toplamda doğal ve “hormonsuz” ilginç bir karakteri var.
Rumi ise zengin tonları ve ayrıntılı karakteri ile kendi kategorisinde en azından bir kez denenmesi gereken bir kablo. Fiyatları ucuz değil, ama bu işin sonu da yok. Binlerce dolar verdiğiniz bir ekipmanın on binlerce dolar ederinde başka bir alternatifi olabiliyor. Özellikle 1000 dolar altı katagoride tüm Dünyanın beğenisini kazanmış iyi bir alternatifin Ülkemizden çıkması mutluluk verici.
Nedense Amerika’lı biri “pahalı” bir şey ürettiğinde ona saygı duyarız, bizden bir şey çıkınca da burun kıvırırız.
Bir örnek vermek istiyorum,Dünyada sismometre (mikrotremor, titreşimcik ölçer) üretiminde lider marka Guralp Systems’tir. Bir muhabbet sırasında bir arkadaşımız başarılı sismometre ürettiğimizden bahsederken bir başka dostumuz da “yahu adamlar yapmış yapacağını bir guralp systems var mesela tekel olmuş bizden çıksa ne olur” gibi bir cümle sarfetmişti. Sonrasında o firmanın Guralp Systems değil Güralp Systems olduğunu ve Cansun Güralp tarafından İngiltere'de kurulduğunu duyunca epey dumura uğramıştı. Meğer başarılı olduğumuzu iddia eden arkadaş ile buna karşı çıkan dostumuz aynı firmadan bahsediyorlarmış..
Belki kablo konusu birçok dinleyiciye göre “küçük bir mesele”, ancak yapılana saygı duymak gerekiyor..
Silverfi Kabloları İncelemesi - 3. Bölümİncelemelere kaldığımız yerden devam..
Elimde yer alan ve orta sınıfı temsil eden Magician SX, Magician SX-P ve Digital 1 Plus dijital kablo hakkındaki görüşlerimi anlatmaya çalışacağım.

Magician SX
Magician SX, Magician Basic modeli karakterinde ancak daha yüksek çözünürlüklü bir model. Midler magician serilerinin klasik yapısını yansıtıyor. Özellikle zengin üst midleri kendini bu modelde de belli ediyor. Midlerin yerleşimi Moonshadow’a göre biraz daha yakın. Son derece enerjik bir kablo. Basic modeline göre tizlerin şeffaflığında artış dikkat çekiyor. Bunun dışında bas tepkileri dengeli bir karakterde, özellikle alt midlere fazla dokunmuyor.

İlk başta Magician SX-P'yi dinlediğim için biraz daha "sönük" bir ses duyduğumu düşünmüştüm. Ancak vakit geçirdikçe denge konusunda çok iyi olduğunu gördüm. Aslında üst midlerdeki karakteri hd800'ün 6khz tümseğini biraz okşuyor Bu bütün magician modelleri için de geçerli..Burada hassas bir denge var. Özellikle kötü kayıtlarda daha "dinlenemez" bir ses duyduğumu söylemeliyim. Buna karşılık tıpkı Rumi gibi iyi kayıtlarda detay ve canlı hava çok keyifli... Mid çözünürlüğü yüksek bir kablo olduğu için küçük detayları duymak ve odaklanmak son derece kolay.

Ancak dediğim gibi bazı kusurları örtmüyor. Hegel HD20 ile iyi bir ikili oldular, Benchmark Dac1 ile ne yaparlar bilemeyeceğim

Özetle Silverfi sesini tipik olarak yansıtan modellerden birisi. Basic modelleri ile arasında “odyofil” düzeyde farklılıklar var. Böyle bir durumda iki modeli de test edip farkları bizzat deneyimlemek daha doğru olacaktır.

Magician SXP
İşte Moonshadow’dan sonra en çok beğendiğim ikinci model
Magician’ın genel mid karakterinin yanında daha canlı bas tepkileri var. Bu da sesteki yoğunluk hissini ve rengi arttırıyor. Özellikle Tungsol’un siyah camlı siyah tabanlı 6sl7gty lambalarıyla daha bir beğendim. Bu lambanın airy karakterinin yanında biraz daha renkli alt sesler keyifli bir sahne deneyimi yaşatıyor. Tizleri ve şeffaflığı söylemeye gerek var mı bilmiyorum.. Tamamen silverfi karakterinde.

Caz müzikle, alt basların yumuşak bir şekilde hissedilmesi istendiğinde magician sx'e göre tercih edilebilir. Özellikle vokaller tıpkı Rumide olduğu gibi biraz daha sıcak geldi bana. Bu phrygian için de geçerli. Ancak Phrygian'ın mid sunumu biraz daha farklı. alt midlerin yerleşimi daha yakın. Buna karşılık Magician'ın üst mid ve orta mid yerleşimi biraz daha yakın. Tabii küçük farklar bunlar.

Rumi’ye göre tam olarak nerede duruyor, bu durum biraz kafa karıştırabilir. Kısaca söylemem gerekirse, Rumi’nin tizlerinin sunumu bana daha şeffaf geldi. Buna karşılık alt midler ve baslar biraz daha renkli. Mikro detayları sunum başarısı Rumi’nin daha iyi. Magician genel olarak biraz daha mid-üst mid odaklı bir seri.
Ama yorgun kulaklarım SXP’ye çok ısındı. Bana kalırsa tüm modeller içerisinde en optimum sesi magician SXP veriyor.

Digital/Coaxial Basic SE (Special Edition) (AEC uçlar) Dijital Kablo:

Uzun uzun anlatmadan önce hemen şunu söyleyeyim detaylar ve farklar DHLabs D75’e göre çok daha bariz duyuluyor bu kablo ile. Çözünürlük ve şeffaflık konusunda D75 eline su dökemez. Ancak DHLabs +75’in iyi olduğu bazı yanlarının olduğunu düşünüyorum. Müziğe daha fazla gövde katıyor. Ayrıca mikro vurgular biraz daha belirgin. Gerçi haksızlık etmeyelim, birincisi kablonun iki ucu da rca çıkışlı, benim Hiface2 çıkışı ise bnc. Bu nedenle bir adaptör ile kullanıyorum ve kayıp yaşanıyor olabilir. Ayrıca bilgisayar kaynağından kullanıldığı için kalkanlaması çok kuvvetli olan d75’in bir avantajı olabilir.

Ama dediğim analog kablo arasındaki farklar Digital1 takılıyken çok daha kolay anlaşlıyor. Çözünürlük konusunda çok başarılı bir model Daha doğru yorumlar yapmak için bnc uçlu ve daha kısa bir modelini denemek gerekiyor.
Unutmadan şunu hatırlatayım dijital kabloların kırılma süreci analog modellere göre çok daha uzun sürüyor-muş. Tabi böyle uzun bir yanma sürecinden geçmedi kablolar.


Son sözler:

Uzun bir süre boyunca Silverfi kabloları ile zaman geçirdim. Kabloların tamamı belirli bir ses karakterini yansıtıyor. Tekrar edecek olursam, şeffaf ancak “agresif olmayan” bir sunumu minimum detay kaybıyla gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bunun karşılığında son derece canlı, tınıların uzantılarının kesilmediği detaylı bir ses duyuyorsunuz.

Bu açıdan ben eleştirecek bir şey bulamıyorum. Hiç mi eleştirilecek tarafı yok derseniz bunlar yok sayabileceğim kadar küçük detaylar. Ancak bunu söylerken içim rahat, çünkü kabloların başka arkadaşlarımız tarafından kullanılacağını bildiğim için beğenimi saklamıyorum. Normalde “çok beğendim” türü bir incelemeyi çok sağlıklı bulmam. Ancak deneme sürecinin varlığı işimi biraz kolaylaştırıyor.

Ancak şunu unutmamak lazım, bu kablolar tonal dengeyi değiştirecek bir “renklilikte” değil. Yani koyu bir sesi açmak ya da tersi bir durumda çok başarılı olacağını zannetmiyorum. İyi hazırlanmış bir altyapıda “creme de la creme” bir etkisi olacaktır.
Açık söyleyeyim genelde “beğendiğimi” düşündüğüm bakır kablomu “çamurlu, yayvan ve cılız” bir hale getirdi bu kablolar. Ama kayıt kusurlarını çok daha belirgin hissettim. Kötü kayıt daha kötü, iyi kayıt çok daha iyi çalmaya başladı, anlatmak istediğim bu.
Benim için bütün seriler “önerilir” modeller. Özellikle basic serisi modeller kulaklık sistemleri açısından cezbedici diye düşünüyorum. Bildiğim kadarıyla Sezai Bey, model yükseltme sırasında mevcut kabloyu geri alıp uygun indirimler de yapabiliyor. Adım adım denemek ve deneyimlemek açısından iyi bir şans.

Daha üst seviye sistemler için istisnasız şekilde “gerçekçilik” ve “çözünürlük” başlıklarında iyiye doğru gidiş var. Bu farklar gece ve gündüz gibi değil. Karşılaştırdıkça ne duyduğunuzu daha iyi anlıyorsunuz.
Duymak diğer duyulardan biraz farklı. Algılamak deneyimle birlikte zamanda istiyor. Belki görme duyusundan çok tatma duyusuna benziyor. Tıpkı iyi bir şarapla kötü bir şarap arasındaki farkı anlamanın bir çaba gerektirmesi gibi. Öte yandan hd ve full hd görüntüyü ayırt edemeyecek yoktur herhalde.

Bu nedenle kabloların farklarını oturtmak biraz zamanımı aldı. Ama sonuçta felsefesini çok iyi yansıtabildiklerini düşünüyorum. Kabaca bir özet yaparsam:

Magician Basic Plus: Dengeli ses, fiyatına göre müthiş üst midler ve tizler, gerçekçi bir sunum. Buna karşılık sıkı ve baskın olmayan baslarr. Özellikle fiyat performans oranı oldukça iyi. Dengeli sistemlerde "küçük renkli dokunuşlara" gerek olmadığı bir altyapıda ideal bir kablo.

Phrygian Basic: Daha renkli alt frekans tepisi, yoğun midler, buna karşılık daha çekinik tizler. (magician basic plus’ın tizlerini daha çok beğendim.) Vokaller ile çok iyi. Yakın müzik türlerinde, vurguların magican'dan biraz daha fazla olması istediniğinde özellikle basic modeli fiyatına gör iyi bir şeçim.

Magician Sx: Dengeli ses, magician basic plus’a göre daha şeffaf üst mid- tiz sunumu. Baslar dengeli ve sıkı. Her tür için keyifli. Magician Basic Plus'un sunumunu beğenip bunu bir adıp ileriye taşımak için iyi seçim.

Magician Sxp: Magician Sx’e göre daha renkli alt sesler. Üst mid ve tiz sunumu benzer. Her tür ile keyifli. Airy karakterli lambalar ile çok beğendim. Hem klasik müzikte hem de vokallerde.

Moonshadow Sx: Midler geride, buna karşılık enstrüman arası hava hissi yüksek: Tizler önde ancak çok yüksek çözünürlükte ve odaklanılabilir. Klasik müzikte, geniş sahne ortamını yaratma hissinde çok iyi. Midleri önde sistemlerle uyumu yüksek.

Rumi Sx: Phriygian’ı andıran bir karakter. Ancak daha yüksek çözünürlüklü ve şeffaf bir sunum. Gerçekçilik hissi daha fazla. Alt mid vurguları biraz daha renkli. Caz ve az enstrümanlı doğal müzik için en iyi seçim.

Özellikle Basic Serisi modelleri f/p konusunda çok çok iyi. Phrygian ve Magician AB Systems'in kablolarıyla yakın fiyatta. Bana kalırsa performans konusunda denediğim iki kabloyu da ezip geçiyor. Gerek canlı sunum gerekse çözünürlük anlamında.

Üst modellerde bir önceki seriye göre her zaman bir iyileşme duydum. Bu açıdan rakibi kablolar ile "seri üretim" olmamasına rağmen f/p dengesini iyi koruduğunu düşünüyorum. Malumunuz küçük nüanslar belirli bir sınırdan sonra çok şey ifade ediyor.

Ben de DHLabs Revolution ile mesela bir Moonshadow ya da Rumi arasında nasıl farklar olur bunu çok merak ediyorum. Eğer böyle çok övgü alan kablolara karşı da üstünlük sağlarsa bence gurur verici bir tablo ortaya çıkar. Ki tahminlerim canlılık ve tınılar konusunda liderliği kaptırmayacak gibi duruyor. 6moons tarafından "Realsization Award" verilmesi boşuna değil demek ki.